abd haberleri canlı haber
Kavramsal Tarih

Çevre tarihi nedir? Çevre tarihi kavramı nedir?

Çevre tarihi kavramı 1970’li yıllarda ortaya çıkan bir kavram olup farklı kaynakların ortak noktası olarak, insanoğlu ile yaşamının bağlı olduğu doğa arasındaki ilişkinin geçmişi yada tarihidir, şeklinde ifade edilmektedir. 1980’li yıllara gelindiğinde bu kavramın özellikle ABD’de akademik ortamlara girdiği ve bu kavramı içeren konferansların yapılmaya başlandığı görülmektedir. Bununla birlikte bu kavramın ilk takipçileri de tarihçiler olmuştur.

Bu tanım altında çevre tarihi, tarih alanının diğer dallarına göre çok daha fazla multidisipliner bir çalışma alanıdır. Bu açıdan özellikle fiziki coğrafyanın başta klimatoloji olmak üzere diğer alt disiplinleri ile kuvvetli bir etkileşim ve iletişim halinde olmalıdır. Çevre tarihi konusunda çalışanların iklim verileri kadar palinoloji, dendroloji, paleocoğrafya, paleoekoloji gibi disiplinlerle de iletişim halinde olmaları bir diğer gerekliliktir. Bu açıdan çevre tarihini birbiri ile iç içe geçmiş bir disiplinler topluluğu olarak görmek mümkündür.

Bu noktada, ülkemizde de karşılık bulan “tarihi coğrafya” kavramını da ele almak gereklidir. Gerçi bu çalışmanın amacı “çevre tarihi” ve “tarihi coğrafya” gibi kavramları tartışmaktan öte, iklim değişikliği – sosyal ve toplumsal olaylar arasındaki etkileşimi örneklerle ortaya koymak ve bu yolla iklim değişikliği algısında tarihsel süreçlere dayalı doğru yaklaşımlar oluşturmak olsa da, bu iki kavramı tarihi coğrafya ve çevre tarihi çalışanları açısısından değerlendirmek, neden çevre tarihi şeklinde bir başlık seçtiğimize açıklık getirecektir.

Tarihi Coğrafya’nın tanımı ve kapsamı ile ilgili yapılan bir çalışmada (Gümüşçü vd. 2014, syf 152-153), tarihi coğrafya kavramı “geçmişin coğrafyasını ve genellikle geçmişin etkilerinin günümüzde nasıl olduğunu anlamak için araştıran, coğrafyanın bir dalıdır” ve “ geçmişin beşeri coğrafyasıdır” şeklinde değerlendirmeler yapıldığı görülmektedir. Bununla birlikte yine adı geçen eserde tarihi coğrafya içerik anlamında Holosen/Neolitik başlangıcına kadar götürülmüş, daha öncesi de paleocoğrafya olarak ifade edilmiştir. Coğrafyayı klasik tanımı ile “insan ile mekan arasındaki karşılıklı etkileşimi açıklayan bilim dalı” olarak değerlendirdiğimizde, insanın etkileri ile ilk ortaya çıkışı olan Neolitik’i tarihi coğrafyanın başlangıcı olarak değerlendirmek doğru olacaktır. Neolitik öncesinde ise herşey insan dışı doğal süreçlerle ilgili olduğu için bu dönemi paleocoğrafya, hatta paleoekoloji olarak değerlendirmek uygun bir yaklaşım olarak görülmektedir. O. Gümüşçü aynı çalışmanın 163. sayfasında bu durumu “Başka bir ifade ile, tıpkı tarih disiplininde, yazının kullanımı referans alınarak tarih, prehistorya ve historya şeklinde iki bölüme ayrılıyorsa, geçmiş zamandaki coğrafya da paleocoğrafya ve tarihi coğrafya olarak ikiye ayrılmıştır.” şeklinde açıklamaktadır.

Daha eski bir çalışmada tarihi coğrafya “Milletlerin ve devletlerin hatta kültürlerin meydana gelmesinde etki imkânlarını açıklayan ve böylece tarihî olayların anlaşılmasına yarayan metotlu coğrafya bilgisine Tarihî Coğrafya denir.” şeklinde ifade edilmektedir (Eskikurt, 2005). Türkiye’de görülen Tarihi Coğrafya çalışmalarının büyük ölçüde Osmanlı’da yaşanan kıtlıklar ve bu sorunlara karşı alınan önlemlerin arşiv taramasıyla ortaya konması şeklinde geliştiği görülmektedir.

Buna karşılık çevre tarihinin, bu konudaki kaynakların yaklaşımı açısından bazı farklılıları içerdiği görülmektedir. Daha Determinist (Çevreci) bir yaklaşımla çevre tarihinde doğanın ve doğal koşulların insan hayatının şekillenmesi izerinde etkisine vurgu yapılmaktadır. Türkiye Çevre Tarihi Topluluğu çevre tarihi kavramını “Çevrenin de keşfedilmesi gereken bir tarihi olduğu düşüncesiyle hareket eden çevre tarihi yaklaşımı, insanı, toplumu ve hayatı anlama çabasındaki insani ve sosyal bilim çalışmalarına getirilmiş en yenilikçi ve kapsayıcı yorum tarzlarından biridir. İnsanın çevre, çevrenin de insan üzerindeki etkisini tarihi süreç içerisinde inceleyen bu alan, tarih yazımının geleneksel biçimlerine (siyasi, askeri, sosyal, iktisadi, kültürel…) ilave edilecek ve belki de hepsinden daha ön plana çıkacak bütüncül bir yaklaşım sunar.” şeklinde ifade etmektedir.

Çevre tarihi çalışmalarında ele alınan yaklaşımları genel olarak doğayı ve doğada görülen değişimleri anlamak, insanın ekonomik ve sosyal faaliyetlerinin çevre üzerindeki etkisini araştırmak ve çevre ile ilgili insanın düşünce ve yaklaşımlarını anlamak şeklinde sınıflandırmak mümkün görülmektedir. Bu açıdan daha determinist bir yaklaşımla tarihi coğrafyadan farklı bir çizgiye sahip olduğu görülmektedir. Ayrıca, çevre tarihini bir zaman çizelgesine yerleştiren çalışmalar, tarihi coğrafya yaklaşımından farklı olarak çalışma sınırlarını Neolitik’ten geriye de götürmektedirler. Çevre tarihi kavramında tarihi coğrafya kavramında olduğu gibi “insan” vurgusunun doğrudan öne çıkmaması, insan öncesi devirleri de, ortamın yada çevrenin şekillenmesi açısından ele alması, bu disiplini daha determinist bir çizgiye yaklaştırdığına örnek olarak vermek mümkün görülmektedir.

Çevre tarihçileri, 65 milyon yıl önce Meksika’nın Yacutan yarımadasında düşen dev göktaşının açmış olduğu kraterin etkilerini de, M.Ö. 10.000’de başlayan Tarım Devrimini de yada KBÇ’nda yaşanan iklim – insan etkileşimini de aynı zaman çizelgesinde ele alabilmektedirler. Diğer bir ifade ile doğal süreçlerin akışına etki eden hadiseler, ister başka bir ekstrem olaydan, ister gelişen insan faaliyetlerinden gelsin, çevre tarihi perspetifi ile değerlendirilmektedir.

Barbaros Gönençgil ve Güneyi Vural

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
İstanbul evden eve nakliyat izmir dijital ajans dijital pazarlama vds satın al