abd haberleri canlı haber
Biyografi

I. Mehmed kimdir? Mehmed Çelebi dönemi olayları nedir? Çelebi Mehmed hayatı nedir?

Osmanlı müverrihlerinin Sultan Çelebi veya Çelebi Sultan unvanı verdikleri, Yunan ve Arap kaynaklarında Kirişçi lakabıyla kaydettiği I. Mehmed beşinci Osmanlı sultanıdır. Babası I. Bayezid’in Kütahya ve Hamidili sancağında şehzade bulunduğu esnada (788 / 1386 veya 789 / 1387) Devlet Hatun adlı bir cariyesinden dünyaya geldi. I. Bayezid’in dördüncü oğlu Çelebi Mehmed yetiştiği kültürel taban ki Ahiliğin güçlü olduğu yerler olan Kütahya, Bursa ve nihayet şehzadelik dönemini geçirdiği Amasya ve Tokat’tır. Çelebi Mehmed’in Ahiliğin temel değerleri olan “civanmerd , yiğit, âlî cenap ve cömertlik ile kahramanlık” gibi temel vasıfları taşıması bu kültürel tabandan çok güçlü bir şekilde beslendiğini göstermektedir. Diğer taraftan sadece bu kültürel tabandan beslenmekle de kalmayarak Amasya ve Tokat’ta beraber devlet tecrübesini kazandıkları Ahi önderleri Ahi Bayezid ve Ahi İvaz Paşa’yı veziriazamlık görevine getirerek adeta onlar da devletin gözü ve kulağı olmuşlardır. Özellikle Osmanlının kaotik süreci olan fetret döneminde ve sonrasında devam eden dinsel dönüşüm süreci ile azılı düşmanlarının bütün kollardan saldırıya geçtiği onun saltanat döneminde Ahiliğin temel değerlerini diplomatik bir üslupla kullanarak devleti yeniden inşa etmiştir. Denebilir ki devletin ikinci kurucusu veya Hammer’in ifadesi ile “Tatar tufanın tehlikeye düşürdüğü devlet gemisini kurtaran Nuh” Çelebi Mehmed idi. Onun dayanmış olduğu değerlerin merkezinde de ecdadı gibi Ahilik değerleri vardır.

Edirne ve Bursa saraylarında çok dilli ve kültürlü ortamda yetişen şehzade 801 Şevvalinde (Haziran 1399) Amasya, Tokat ve Sivas ile Ankara’yı da içine alan, daha önce Eretna hanedanının toprakları olan Rum vilayetine vali olarak gönderildi. Özellikle o, daha önce kazandığı çok kültürlülükle oluşan hoşgörülü yönetim anlayışını pratikte de gösterdi. Nitekim onun şehzadelik döneminde paşa sancağı Amasya vilayetinin huzur ve sükun içinde yaşadığı, olgun adaleti ile de her türlü yaramazlık ve zulmün kalmadığı ifade edilir. Amasya’da bulunduğu esnada Timur tehlikesinin baş göstermesi üzerine Babası Yıldırm Bayezid’in Timur ile giriştiği savaşta ordunun merkezinde artçı kuvvetlerin başına getirilmiştir. Hatta ünlü Osmanlı tarihçisi Hoca Saadeddin, Ali Paşa ve Malkaçoğlu ile Evrenos gibi Rumeli’nin namdar beylerinin bunun emrine verildiğini kayd eder.

Bayezid ve oğulları çetin mücadele etmelerine rağmen istihbarat, strateji ve savaş araç ve gereçlerindeki gelişmişlik ile orduların yapılanmasına bağlı olarak Bayezid’in ordusu savaşı kaybetti. Bu durumu gören Şehzade Mehmed birliklerini alarak Amasya’ya çekildi. Kardeşleri, Mustafa 804 (1402) yılında Timur tarafından yakalanıp Semerkant’a götürüldü; Çelebi Musa babasıyla birlikte Timur’un Akşehir’e gelinceye kadarki Anadolu seferinde onunla beraber oldu; diğer kardeşi Kasım Bursa’daki sarayda bulunuyordu. Süleyman ve İsa ise “Dârüssaltana” olarak kabul edilen Bursa’yı ve Rumeli’nin merkezi Edirne’yi ele geçirmek için birbirleriyle mücadeleye giriştiler.

Timur’un İzmir kuşatması esnasında Süleyman’a Boğaz’ın öte yakasındaki topraklar üzerinde hâkimiyetini belirleyen bir yarlık verildi. Kütahya’ya görüşmek üzere çağrılan Mehmed ise bu emre itaat etmeyerek Tokat ve Amasya bölgesindeki Türkmen beyleri ve diğer sosyal sınıflarla uzlaşma sağladı. Bu mahalli hanedanların kontrolündeki Türkmen, Tatar kuvvetleri ile diğer sosyal sınıf ki ahiliğin seyfiye unsurlarını oluşturan timar erbabı Mehmed’in ordusunda önemli güç oluşturuyorlardı. 816’da (1413)Musa’ya karşı olan savaşta yanında Tatar ve Türkmen güçleri ile seyfî Ahi unsurları vardı. Diğer yandan Ankara Savaşı’ndan sonra Timur’un hükümranlığını kabul eden Kara Devletşah, Kubadoğlu, Mezid Bey ve Taşan ailesi gibi yerel hanedanlar I. Mehmed’in de Timur’un hükümdarlığını kabul etmesi ile Osmanlı sistemi içine dahil oldular. Bütün bu askerî ve siyasî gelişmeler, Çelebi Mehmed’in Tokat ve Amasya bölgesindeki hükümranlığını meşrulaştırdı. İşte bu sosyal sınıf ve güç mensupları ile I. Mehmed’in ilişkilerini düzenleyen lalası Ahi Bayezid Paşa’dır. Nitekim Timur’un yanına temsilci olarak giden kişide lalasıdır.

Türk devlet anlayışına göre hükümdarın çocuklarından her birinin tahta geçme hakkı vardı. Tahta çıkmak için mücadele eden şehzadelere halkın çoğunluğu, Allah’ın yardımının işareti olarak yorumladıkları savaşı kazanması zorunda olduklarına inanırdı. Her ne kadar ilk başlarda Mehmed kendinden büyük kardeşi Süleyman’ın otoriteyi temsil ettiğini kabul etse de yaşta büyüklük prensibi bağlayıcı değildi. İşte bu cari temayül çerçevesinde kısa süre sonra ölen Kasım hariç Bayezid’in diğer dört oğlu 1402-1413 yılları arasında sürecek olan taht mücadelesine girişti.

Bu iktidar mücadelesinde İsa Çelebi, Batı Anadolu beyleri ve Kastamonulu İsfendiyar’ın ittifakını elde etmesine rağmen Mehmed’e yenilerek Eskişehire kaçtı ise de orada yakalanarak öldürüldü. Böylece Mehmed Bursa’ya rahat bir şekilde girdi (806 / 1403-1404). Ancak aynı yıl içinde Mehmed, Süleyman Çelebi ile yaptığı mücadele sonrasında Bursa ve Ankara’yı kaybetti, Tokat-Amasya üssüne çekilmek zorunda kaldı. Diğer yandan Şehzade Mehmed Babası Yıldırım Bayezid’in ölmesi üzerine Akşehir’de Timur’un hilatlendirerek serbest bıraktığı Musa’yı Rumeli’ye gitmeye teşvik etti. Musa, Eflak Voyvodası Mircea’nın davetini kabul ederek 809 (1406) yılında Eflak’a deniz yoluyla ulaştı. Musa’nın Doğu Balkanlardaki askerî ve siyasî başarıları Süleyman’ı Rumeli için Bursa’yı terk etmeye mecbur etti. Yanbolu savaşındaki ilk zaferinin ardından Musa iki defa yenildi. Sonunda yeni bir saldırı ile Edirne’yi ele geçirdi ve Süleyman’ı öldürdü. Süleyman’ın Anadolu’da hâkimiyetini kaybetmesinden sonra Mehmed Bursa’yı yeniden ele geçirdi. Ancak Mehmed ile olan anlaşmasına uymayan Musa bağımsız tarzda hareket etmeye başladı ve uç beylerinin çatışmacı politikalarını benimseyerek vasal devletlerden Sırbistan ve Bizans’ı kendine düşman yaptı. Onlar da Mehmed’in tarafına geçti. Mehmed kardeşi Musa’ya karşı 814’te (1411) iki başarısız teşebbüste bulunduktan sonra uç beyleri ve vasal devletlerin yardımıyla 5 Rebiülahir 816’da (5 Temmuz 1413) rakibini yendi ve saf dışı bıraktı. Bu zaferden sonra Edirne’ye gelerek devlet ricalinin biatıyla tahta çıktı. Çelebi Mehmed burada bulunduğu sırada ilk önce Bizans’ta rehin olarak bulunan Çelebi Süleyman’ın oğlu Orhan’dan gelebilecek tehlikeyi bertaraf etti. Diğer yandan Musa’nın beylerbeyi Mihailoğlunu tevkif edip; ayrıca kardeşinin kazaskeri Şeyh Bedreddin’i fazl u keremine hürmeten maaş bağlayarak İznik’te ikamete memur eyledi. Diğer taraftan Çelebi Mehmed; Bizans, Sırbistan, Venedik ve Raguza ile Eflak Prensliği elçilerini kabul edip, onlarla barış anlaşması imzaladı.

Ankara savaşından sonra yeniden eski beyliklerini ele geçiren Batı Anadolu beyleri ile Karamanoğulları, Osmanlı şehzadelerinin başşehir kabul edilen Bursa’yı elde etme mücadelesine fiilen katıldılar. Anadolu’daki bu siyasî yapılar, Ankara Savaşı’ndan sonra oluşan siyasî statünün devam ettirilmesine yönelik olarak her bir Osmanlı şehzadesinin otonomi veya bağımsızlıklarına saygılı davranmasına bağlı olarak destek veya tarafsızlık politikaları izlediler. Timur’un ayrılışı, Karamanoğuları koalisyonun Osmanlı güç ve üstünlüğünün henüz sarsılmaz bir gerçek olduğunu anlamalarını sağladı. Hatta bazıları varlığını devam ettirme pahasına Bursa’yı hangi şehzade ele geçirdiyse onun hükümranlığını kabul etti. Diğer taraftan Bizans ve Balkanlar’daki Osmanlıya haraç ödeyen vasal devletler fetret döneminde bağımsız hale geldiler ve bazı topraklarını geri aldılar. Hatta bu kaotik ortamda onlar bir Osmanlı şehzadesini diğerine karşı destekliyor ve sığınma hakkı veriyor, kendi üzerlerinde hükümranlık iddia edecek kadar güçlü hale gelen birine karşı diğerini kullanıyorlardı. Bu bağlamda olsa gerek Eflak Voyvodası Mircea ve Bizans İmparatoru II. Manuel’in politik manevraları Osmanlı şehzadeleri arasındaki mücadeleyi ciddi şekilde etkilemiştir.

Edirne’de ülkenin tek hükümdarı olarak tahta çıktıktan sonra merkezi otoriteyi güçlendirme ve dışarıdan gelebilecek saldırıyı durdurmaya dönük mezkur politikalardan sonra yeni Sultan emin bir şekilde Anadolu’daki hâkimiyeti yeniden tesis etme mücadelesine girdi. Bu bağlamda Musa’yı bırakarak İzmir’e dönen ve orada beyliğini yeniden canlandıran Aydın beyi Cüneyd’i 817’de (1414) yenip bütün Batı Anadolu’yu ele geçirdi. Bu mücadelede Germiyanoğulları, Menteşeoğulları, Sakız adasındaki Cenevizliler, Midilli adası hâkimi, Foça, Rodos şövalyeleri Cüneyd’in haşin ve sert davranışını hesaba katarak Mehmed’in tarafını tuttular. Mücadele sırasında Mehmed şövalyelerin İzmir’de tekrar inşa ettiği kaleyi yıktı. Menteşeoğulları da onun hükümdarlığını kabul etti. Sultan Cüneyd Bey’i annesinin ricası üzerine bağışlayarak Niğbolu’da ikame eyledi.

816’da (1413) Mehmed Rumeli’de Musa’ya karşı ilerlerken Karaman beyi Mehmed Bursa’yı kuşattı ve kale etrafındaki mahalleleri yakıp yıktı. Otuz dört gün süren bu Bursa kuşatması esnasında Ahi Hacı İvaz Paşa kendisi yaralandığı halde hiç belli etmeyerek padişahın Rumeli’de galebesine dair havadis yayarak sürdürebilir mücadeleyi sağladı. Nihayet Mehmed’in kardeşi Musa’ya karşı zafer haberi geldiğinde Karamanlılar Bursa kuşatmasını kaldırarak geri çekildiler. Mehmed hemen Candaroğlu İsfendiyar Bey’e karşı bir sefere hazırlanırken o, Karamanlılar’a karşı planlanan sefere yardımcı kuvvet göndereceğine söz vererek bağlılık bildirdi. Karamanlılar tarafından işgal edilen Germiyan beyi ise Osmanlıların tabii müttefiki olarak sultanın emr-i fermanı gereğince sefer için gerekli levazımı tedariki gerçekleştirdi. Ayrıca Sultan seferden önce Karamanlıların hamisi kabul edilen Memlük sultanına pahalı hediyelerle bir elçi göndererek Karaman yönetimine gelebilecek desteğin önüne geçti. Mehmed I bu seferde Karamanlılar’ı yenerek Konya’yı kuşatma altına aldı. Bunun üzerine Karamanoğlu barış isteyerek Hamidili, Saidili toprakları Osmanlı ülkesine katıldı. Ancak Osmanlı kaynakları Çelebi Mehmed’in bu seferden sonra Canik taraflarına gittiğini, bu esnada ise Karamanoğlunun tekrar Osmanlı topraklarına saldırmasına bağlı olarak Sultanın Konya üzerine yürüdüğünü kaydederler. Hatta Konya ovasındaki bozgundan sonra Karamaoğlu’nun Taşeline kaçtığını ve oğlunun ise Konya kalesine kapadığını belirtirler. Sultanın Konya kuşatması esasında hastalanması üzerine Bayezid Paşa Karamanoğlu ile iletişimi kurarak affını sağlamıştır. Padişahın rahatsızlığı ise Germiyan beyliği topraklarından getirilen hekimlerin sunmuş oldukları reçete ile giderilmiştir.

Anadolu ve Rumeli’de Osmanlı idaresinin kurulup toprakların bir hükümdarın emri altında yeniden birleşmesi üzerine Bizans İmparatoru ile Papa ve Venedik birlikte Osmanlılara karşı Haçlı seferi bağlamında diplomatik faaliyete başladılar. I. Mehmed’in 817 (1414) yılında Cüneyd’e karşı mücadelesi sırasında Ege’de Nakşa adasının Venedikli Dük De Naksos, bağlılıklarını yenileyen Ege’deki diğer Latin emirlere katılmadı. Bunun üzerine I. Mehmed, 818’de (1415) Batı Anadolu’daki deniz gazileri ve Çalı Bey kumandasında otuz kadırgadan oluşan Gelibolu donanmasını Venediklilerin Ege’de sahip oldukları yerler üzerine akına gönderdi. Bu gelişme üzerine Pietro Loredano kumandasındaki Venedik donanması sürpriz bir atak yaparak Gelibolu’daki Osmanlı donanmasını tahrip etti. Daha sonra Marmara içlerinde karşılıklı donanmalar arasında çatışma vuku buldu ise de Loredano’nun kumanda gemisinde bulunan Venedik sefirleri İstanbul üzerinden Edirne’de padişahla görüşerek iki devlet arasında sulhu sağladılar.

Çelebi Mehmed’in kardeşi Mustafa, Timurlu Şahruh tarafından serbest bırakıldıktan sonra Trabzon’a ulaştı. Bu esnada şehzadenin yolladığı adamlar ise Venedikliler ve Bizans İmparatoruyla müzakereye başladı. Diğer taraftan önce Konya’ya, sonra Kastamonu’ya gelen Mustafa, oradan denizyoluyla Rumeli yakasına, Eflak’a geçti. Bu arada Niğbolu’da zorunlu ikamete tabi olan Aydın Beyi Cüneyd Bey ona katıldı. Çelebi Mehmed’in büyük kardeşi Mustafa’nın sahneye çıkması Anadolu ve Rumeli’de Çelebi Mehmed’e diş bileyen azılı düşmanların harekete geçmesini sağladı. Bu durum dinî-içtimaî ayaklanmaları beraberinde getirerek bir iç savaşı tekrar başlattı. Askerî olarak Mircea tarafından desteklenmesine rağmen Mustafa ve Cüneyd uç kuvvetlerini kendilerine çekmekte başarısız oldukları için İstanbul’a dönmeye mecbur kaldılar. İmparator bu defa onları Selanik’e gönderdi. Bizans’ın iki yüzlü politikası, I. Mehmed’in Bizans’a karşı savaş ilan etmesine neden oldu. Bu kararlı tutum karşısında Mustafa ve Cüneyd aradıklarını bulamayarak yine Selânik’e ilticaya zorlandı. Sonunda imparator onları Sultan I. Mehmed hayatta olduğu müddetçe hapiste tutma hususunda anlaştı ve bunun karşılığında padişahdan yıllık 300.000 akçe tazminat almayı kabul etti.

Rumeli’de Mustafa’ya karşı savaşırken I. Mehmed aynı zamanda Batı Anadolu ve Rumeli’de Şeyh Bedreddin tarafından düzenlenen ayaklanmayla uğraşmak zorunda kaldı. Şeyhi koruyan ve bilfiil destekleyen Eflak beyi Mircea, Rumeli’de Deliorman bölgesini işgal etti. I. Mehmed Şeyh Bedreddin’i Zağra’da yakalatarak Serez’de idam ettirdi. Onun Rumeli’deki bu meşguliyeti sırasında Anadolu beyleri yine hareketlenmeye başladılar. Bunun üzerine I. Mehmed önce şeyhin Eflak’e geçmesine yardım eden İsfendiyar Bey’e karşı yürüdü İsfendiyar’ın I. Mehmed’in hükümranlığını kabul etmesi üzerine barış sağlandı.

Fetret döneminde Balkanlar’daki Osmanlı hâkimiyetine karşı en önemli rakip olarak belirginleştiği için Eflak Voyvodası Mircea, Macaristan Kralı Sigismund tarafından desteklendi. I. Mehmed’in 822’de (1419) Mircea’ya karşı seferi Sigismund’un Balkanları işgal etme planıyla alakalıdır. Diğer taraftan I. Mehmed’in Anadolu’daki vasattan Karamanlı ve Candaroğulları beyleri bu büyük sefere oğullarının kumandasında destek kuvvetler gönderdiler. I. Mehmed, bu seferde, Yeni Yergöğü Kalesini Tuna’nın sağ kıyısında inşa ettirip, ardından Macaristan vilâyetinde Severin Kalesi’ni aldı. Bu sefer sonunda Eflak Voyvodası Mircea teslim oldu ve üç oğlunu sultana rehin olarak gönderip haraç ödemeyi kabul etti. Hayatının son yıllarında I. Mehmed’in en büyük amacı, büyük oğlu Murad’ın herhangi bir krize sebebiyet vermeksizin tahta çıkmasını temin etmek olmuştur. Süleyman’ın oğlu Orhan kör edilip zindanda tutulmasına rağmen Mehmed’in kardeşi Mustafa ciddi bir rakipti ve bazı Osmanlı liderleri tarafından sultan olarak tanındığı için Bizans imparatoru onu uygun bir zamanda serbest bırakabilirdi. Şehzade Murad’ı destekleyenler, Mustafa’nın öldüğü ve taht iddiasında bulunanın Düzmece Mustafa olduğu dedikodusunu yaydılar. Buna göre Murad Edirne’de kendisinin halefi olacak; oğlu Mustafa Anadolu’da kalacak; iki küçük oğlu Yusuf ve Mahmud Bizans imparatoru II. Manuel’in yanında rehine olarak İstanbul’a gönderilecek ve buna karşılık imparator da Mustafa’yı serbest bırakmayacaktı. İmparator bu iki Osmanlı şehzadesinin muhafazası için yıllık bir para alacaktı. Çelebi Mehmed 23 Cemâziyelahir 824 (25 Haziran 1421) tarihinde Edirne’de vefat ettiğinde Murad Bursa’da tahta çıktı ve kardeşlerini imparatora göndermeyi reddetti.

Çelebi Mehmed, bedenî sporlardaki mahareti ve bedenin zindeliği bağlı olarak diğer lakaplarından başka “Güreşçi Çelebi” unvanını almıştır. I. Mehmed tavırlarına hareketlerindeki sürate vakarına ait kişisel özelliklerinden başka, Osmanlı müverrihleri gibi Bizans tarihçileri de onun adaleti, şefkati, civanmerdliği, dostluğu ve sebatını hayırhahla bahsederler. Yalnız Müslüman tebaanın değil gayr-i müslim halkında gönüllerini feth etmiştir.

I. Mehmed’in saltanatı boyunca en temel meselesi, Osmanlı Devleti’nin fetret devri sonrası kaybolan otoritesini Anadolu ve Balkanlar’da yeniden tesis etmek olmuştur. İlk önce Ankara Savaşı’nın ardından askerî çöküntüye rağmen Osmanlılar her iki bölgede de büyük askerî güç olmaya devam ettiler. İkinci olarak Osmanlı hanedanı, feodal beyler ve bölgedeki diğer hanedanlar üzerinde tek meşruiyet kaynağı olan emperyal geleneği tesis edebildi. Öyle ki Sırp prensleri arasındaki iç çekişmeye müdahil olduğu gibi sipahiler, yaya, müsellem, kapıkulları ve köylülerin statülerinin ve toprak hukukunun Osmanlı merkezî hükümetinin varlığı ile doğrudan orantılı olduğunun algısının oluşmasıydı. Bundan dolayı Osmanlı tahrir ve timar sistemi bu dönemde geliştirilmiş ve yaygın olarak uygulanmıştır.

I. Mehmed’in Murad, Mustafa, Kasım, Ahmed ve Yûsuf ile Mahmud adında oğulları ve ayrıca yedi kızının olduğu bilinmektedir. Hayır hasenat sahibi olan Çelebi Mehmed Bursa’da cami (822 / 1419), medrese, imaret ve türbe (824 / 1421) yaptırmış, bunlara vakıflar tahsis etmiştir. Ayrıca Edirne’de Eskicami onun zamanında tamamlanmış (816 / 1413) ve buraya vakıf olmak üzere bir bedesten inşa ettirmiştir.

Çelebi Mehmed’in yaptırdığı eserler:

Eserleri: Yıldırım Bayezid’ın 1403 yılında vefat etmesiyle yaşanan fetret döneminde Osmanlı Devleti’nin başına geçen oğlu Çelebi Sultan Mehmed, Anadolu birliğini yeniden tesis ederek imar faaliyetlerini hızlandırmış; Amasya başta olmak üzere Bursa ve Edirne’de sürdürülen bu faaliyetler Balkanlara kadar yayılmıştır. Sultanın yaptırdığı eserler arasında Merzifon’da kendi adını taşıyan medrese ve hamamıyla,  Bursa’da külliye halinde inşa ettirdiği adını çinilerinden alan Yeşil Cami, medrese, türbe ve imareti, İpek Hanı, Edirne Eski Camii, Söğüt ve Dimetoka’daki Çelebi Sultan Mehmed camileri sayılabilir.

H. Mustafa ERAVCI

KAYNAKÇA

Nizâmeddîn-i Şâmî, Zafernâme, Ankara 1987, s. 301-324; Esterâbâdî, Bezm ü Rezm,  Ankara 1990,  s.56, 70-112; Enverî, Düstûrname, I, İstanbul 1976, 87-91; Âşıkpaşazâde, Tevarih-i Al-i Osman, (haz. Y. Saraç-K. Yavuz),İstanbul 2007, 106-124-138,; Dukas, Bizans Tarihi, İstanbul 1956, s. 8-9, 26-43; Oruç b. Âdil, Oruçbey Tarihi, (haz. N. Ötürk), İstanbul 2007, s.20,24-26; Neşrî, Kitab-ı Cihannümâ, (haz.K. Köymen-R.  Unat), Ankara 1987, I, s.351-53, 369-419; İbn Kemâl, Tevârîh-i ÂI-i Osman, (Haz. Koji İmazawa),Ankara 2000, s.5–191; İdrisi,Heşt Bihişt, (haz. M. Kartaş-S.Kaya, Y. Baş), Ankara 2008, I, s.292-370, II, s. 25150;Hoca Sadeddin,Tacü’t-Tevarih,(haz. İ. Parmaksızoğlu), İstanbul 1996, c.I. s. 262, 268, 299, 302, 307-323, 332-336;Solakzade, Tarih, (haz. V. Çubuk), İstanbul 1996,.c. I. s.99,112-189; P. Wittek, Menteşe Beyliği, Ankara 1944, s. 7;J. Von Hammer Purgstal, Büyük Osmanlı Tarihi, İstanbul 2010, c.I,s.198–240; Hüsameddin, Amasya Târihi, İstanbul 1967,III, 157-198; İstanbul’un Fethinden Önce Yazılmış Tarihî Takvimler{nşr. Osman Turan), Ankara 1954, s. 20, 56; Abdülbaki Gölpınarlı,  Şeyh Bedreddin, İstanbul 1966,s.20-67; Cüneyt Ölçer. Yıldırım Baye-zid’in Oğullarına Ait Akçe ve Mangırlar, İstanbul 1968,s.23-56; Nuri Pere, Osmanlılarda Mâdeni Paralar, İstanbul 1968, s. 59-71; J. E. Woods, The Aqquyunlu, Minneapolis – Chicago 1976, s. 56-60;  J. W. Barker., Manuet II Palaeologus (1391-1425): A Study in Lale Byzantine Statesmanship, New Brunswick 1969, s. 200-385; E. Zachariadou, Tradeand Crusade, Venice 1983; İsmail Hakkı Uzunçarşılı, “Çelebi Sultan Mehmed Tarafından Verilmiş BirTemliknâme ve Sasa Bey Ailesi”, Belleten, III/l 1-12(1939), s. 389-399; aynı yazar, “Çelebi Sultan Mehmed’in Kızı Selçuk Hatun Kim ile Evlendi”, a.e., XXI 11957). s. 253-260; a.mlf.. “Mehmed I”, İA, VIII, 496506; Halil İnalcık, “Mehmed I”, DİA, XXVII, .s.394; H. Mustafa Eravcı-Hamza Üzümcü, “Osmanlı-Eretna Devlet İlişkileri, SDÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi, Kemal Göde Özel Sayısı, Isparta 2013,s. 201-215; H. Mustafa Eravcı, “Karamanoğulları”, Konya Ansiklopedisi, Konya 2013,c. 3,s.230-231; agmlf, “ Ankara Savaşında Karamanoğullarının Rolü”, Uluslararası Ankara Savaşı Sempozyumu 13 Aralık 2012,Ankara 2013, s.120-145; Sultan Yıldırım Bayezid Han ve Dönemi, (ed. Sadettin Eğri), Bursa 2013, s. 23-56 .

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
İstanbul evden eve nakliyat izmir dijital ajans dijital pazarlama vds satın al