abd haberleri canlı haber
Kitaplık

Keith Jenkins – Tarihi Yeniden Düşünmek Kitap Analizi

Keith Jenkins’in orijinal adı Rethinking History olan ve Türkçeye “Tarih Yeniden Düşünmek” olarak çevrilen kitabı 1991 yılında yayınlandığı günden bugüne kadar sürekli tartışılan ve gündem olan tarih felsefesi kitaplarından birisi olmuştur. Özellikle yayınlandığı ilk yıllarda tarih ve felsefe alanında akademik alanda birçok tartışmanın ortaya çıkmasına, eleştirilerin yapılmasına ve incelemelere konu olmuştur.

Keith Jenkins kaleme aldığı eserinde geleneksel tarih anlayışına, ulusal tarihe, bireylerin tarihe bakış açısına ve tarihi anlamlandırma çabasına dair yeni bakış açıları sunmakta ve tarihi kavramını yeniden tanımlamaya çalışmaktadır. Keith Jenkins’in Tarihi Yeniden Düşünmek adlı eseri özellikle eserin yazıldığı günlere kadar olan geleneksel tarih anlayışlarına hem bir reddiye hem de yeni bir teori geliştirme amacını gütmektedir.

Bu eserin benzersiz bir şekilde etkili olan epistemoloji ve metodolojinin üzerine kurgulandığı yazar tarafından eserin girişinde ifade ediliyor. Özellikle de geleneksel olan ve kabul gören akademik tarih görüşünden ziyade tarihsel gerçeklerden ve düzgün bir şekilde kurulmuş bir tür tarihsel bilgilerden oluşan bir tarih perspektifini keşfetmemizi sağlayacağı bir teori yazar tarafından eserde işleniyor.

Yazar temel argüman olarak hakikat üzerinden yola çıkıyor. Özellikle de istekli bir tarih dinleyicisi veya okur kitlesine tarihsel anlatı yoluyla aktarılan bir hakikatin temelde kusurlu olacağını meselenin farklı yönleriyle ele alınıyor ve anlatılmaya çalışılıyor. Keith Jenkins tarihsel anlatı veya metinlerin postmodern bir şekilde analiz edilse bile geleneksel tarih yöntem ve anlayışlarından hareketle bir tarihçinin üst düzey eğitim almış olmasına rağmen asla gerçeği bilemeyeceğini ifade ediyor. Bu hususta ise geçmiş yani tarih ile aramızda bir ontolojik boşluk olduğunu açıklıyor.

Eserde tarihçiye ve tarihçilere yönelik yapılan eleştirilerde tarihçinin bir tür metodolojik nesnelliğe ulaşması da mümkün olmadığından bahsediliyor. Tarihçilerin asla önyargı ve öznellikten uzak duramayacağı belirtiliyor. Özellikle de tarih alanında hiçbir beceri veya uzmanlığın bunun üstesinden gelemeyeceği söz konusu ediliyor. Tarihin yorumlanmasının genel kabul gören fikir birliğinden, kişisel önyargıdan ve çeşitli öznelliklerden tamamen bağımsız değildir.

Keith Jenkins’e göre başta konvansiyonel olan tarih, tüm olağanüstü iddialara rağmen, temelde sadece tartışmalı bir söylemden ibarettir. Özellikle de tarih, insanların, sınıfların ve grupların kendilerine uyacak şekilde hayali bir geçmişin esasen otobiyografik yorumlarını inşa ettikleri bir savaş alanı olarak eserde bahis konusu edilmektedir.

Jenkins’in tarih görüşüne göre özellikle tarih bir epistemoloji değil, hakikat hakkında iddialarda bulunamayan estetik bir edebi türdür. Tarihle ilgili tartışmalar, anlamla ilgili tartışmalardır ve anlam artık gerçekler tarafından değil, değerlerden oluşan söylem tarafından yürütülmektedir. Jenkins, geçmişin, gitmiş olduğu için erişemediğimiz bir ontik fenomen olduğundan da bahsetmektedir.

Konvansiyonel tarih, tüm olağanüstü iddialarına rağmen, temelde sadece tartışmalı bir söylemdir, insanların, sınıfların ve grupların kendilerine uyacak şekilde hayali bir geçmişin esasen otobiyografik yorumlarını inşa ettikleri bir savaş alanıdır. Herhangi bir çağdaş fikir birliğine, yalnızca bir baskın ses veya ses grubu, açık güç veya gizli katılım yoluyla diğerlerini susturduğunda ulaşılabilir. Kısacası, Jenkins’e göre tarih, bir epistemoloji değil, hakikat hakkında iddialarda bulunamayan estetik bir edebi türdür. Tarihle ilgili tartışmalar, anlamla ilgili tartışmalardır ve anlam artık gerçekler tarafından değil, değerler söylem tarafından yürütülür. Keith Jenkins tarihin ve tarih yazımının metinler arası olan dilsel bir kuruluş olduğunu ifade etmektedir.

Jenkins’e göre dünyayı ve dünya tarihini insanlar olarak bir metin gibi okuruz. Bu nedenle yapılacak olan okumalar mantıksal olarak bu bitimsizdirler. Dünya ve tarihi geçmişimiz hakkında sadece öyküler yaratırız. Özellikle de önce dünyayı yani geçmişi biliriz ve sonra bu dünya ve geçmiş hakkında öyküler kurarız. Keith Jenkins’in güçlü bir iddiasına göre dünya ve geçmiş, biz insanlara daima öyküler olarak sunulurlar. Bu nedenle bize sunulan bu öykülerin gerçek dünyaya ve geçmişe karşılık gelip gelmediklerini bilmek için bu öykülerden sıyrılarak asla öğrenemeyiz. Jenkins’e göre çünkü bu gerçeklik zaten var olan anlatımların yarattığı bir gerçekliktir. Tarihi yeniden yaratma veya yazma yeteneğinin ve girişiminin bir efsane olduğu fikrini öne sürülmektedir. Jenkins’in temel felsefesi, geçmişin hakikatinin asla ulaşılamaz olduğudur.

Keith Jenkins’in 1991 yılında kaleme aldığı eserinde dikkat çeken bir husus da kadınların tarihsel varlığı ve konumu ile ilişkili yaptığı açıklamalardır. Özellikle 1991 yılında kaleme alınmış olan bu eser günümüzdeki tarihsel kadın çalışmalarına öncülük edebilecek fikirler de ihtiva etmektedir. Jenkins’in ifadesiyle Roma’da, Yunanistan’da, Orta çağda, Afrika’da ve Amerika’da olmak üzere tarih boyunca milyonlarca kadın yaşamış olmasına rağmen bu kadınların pek azı tarihte, özellikle de yani tarihsel metinlerde yer almaktadır.

Tarihte ve tarihsel metinlerde kadınlar özellikle tarihten saklanmış gibidirler. Kadınlar günümüze kadar çoğu tarihçinin anlatısından sistematik olarak dışlanmış ve tarih dışı bırakılmışlardır. Bu gerçeklikten hareketle günümüzde hem kadınlar hem erkekler erkeksiliği ve tarihi oluşturan bağlantıları araştırmaya başladılar. Özellikle Keith Jenkins’e göre feminist ideolojiye sahip araştırmacılar günümüzde yaptıkları araştırmalarda kadının tarihini yeniden yazmaya başladılar ve bunu bir görev edindiler.

Eserde tarihin asla kendisi için olmadığı ve daima birileri için olduğu iddia ediliyor. Özellikle de bu durum ile ilgili olarak özgül olan toplumsal oluşumların ve özgül konularda söylev vermek için devlet ve toplumların kendi tarihçilerine gereksinim duyduklarını söylemek Keith Jenkins’e göre daha akla uygun kabul edilmektedir.

Keith Jenkins’in kaleme aldığı “Tarih Yeniden Düşünmek” adlı eser tarihin anlamı, tanımı ve değeri üzerine yapılan metinler arasında halen daha okunan ve okutulan tarih felsefesi metinlerinden biri olarak kabul görülmektedir. Özellikle de tüm dünyada tarihçiler, akademisyenler ve tarih meraklıları tarafından alana dair yapılan okumalarda tercih edilen metinlerden birisi olma ve halen daha tartışılma ve gündem olma değerini korumaktadır. Jenkins bu eseri ile okuyucular için günümüzde tarihsel düşünceyi çevreleyen güncel tartışmaları ve teorileri kendi üslubu ve teorisi ile ele alıyor. Özellikle de Jenkins kitabı okuyan okuyucuların kendi keşiflerini yapmaları için yeni bakış açıları ve perspektif sunuyor. Bu kitap genel olarak yazılan, incelenen ve duyulan tarihi bireyler olarak neden sürekli sorgulamamız gerektiğini anlamamıza yardımcı olacak yeni bakış açıları kazandırmaktadır.

Jenkins’in postmodern bir dünyada tarih yapmak ile ilgili olan bu klasik eseri sağduyulu ve kişisel tarih anlayışımızdan vazgeçmemizin ve bunun sonuçları hakkında ciddi şekilde düşünmemizin neden önemli olduğunu kanıtları ile ortaya koyuyor diyebiliriz. Keith Jenkins’in bu eseri sayfa sayısı olarak her ne kadar kısa hacimli bir kitap olsa da içerik ve içerdiği felsefesi bakımından büyük bir kıymete sahiptir.

Jenkins’i eleştiren ve tarihçiler ve kaleme alınmış yazıların da varlığı bilinmektedir. Fakat aynı zamanda Jenkins’i tarih görüşüne ve felsefesine katkıda bulunan ve övgüyle bahseden tarihçiler ve kaleme alınmış metinlerde vardır. Özellikle de Keith Jenkins’in bu eseri dünyaca ünlü tarihçi ve tarih felsefesi araştırmacısı olan Hayden White, Alan White, M. Thomson, David Dean, C. M. Williams ve Robert Eaglestone gibi tarihçi ve tarih felsefecileri tarafından övgüyle bahsedilmektedir.

Bu felsefi analiz tarihçi Umut Güner tarafından yapılmıştır.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
İstanbul evden eve nakliyat izmir dijital ajans dijital pazarlama vds satın al