abd haberleri canlı haber
Tarih Ansiklopedisi

Nakībü’n-nükabâ ne demek? Nakībü’n-nükabâ anlamı ve manası nedir?

Ahilikte, nakiplik mertebesinin üstünde, sorumluluğu olan görevlidir. İslam Peygamberi, Hicretten önce İkinci Akabe Biatı sırasında kendisine biat eden Medinelilerden, on iki kişiyi nakip seçmiştir. Nakipler, Medine’deki Müslümanların işleri ile ilgilenecek, İslam’a davette bulunacak, oradaki gelişmeleri kendisine bildireceklerdir. On iki kişinin başına, reis yani nakibü’n-nukaba olarak Neccâroğullarının temsilcisi Zürâre oğlu Es’ad’ı tayin eder. Esad’ın 623’te vefatı üzerine Neccâroğulları kendisine nakip tayini için müracaat ettiğinde, “Sizler benim dayılarımsınız, sizin nakibiniz benim” diyerek onları sevindirmiştir. Abbâsîler devrinde, Abbasoğulları ve Hz. Ali soyundan gelenlerin nakiplikleri, Nakibü’n-Nukabalık olarak bir yetkili üstünde birleştirilir. Umumi Nakip olan Nakibü’n-Nukaba, zamanla yerleşim merkezlerinde görev yapacak nakipleri atama yetkisini de üstlenmiştir. Onların ilim sahibi kimseler olmasına dikkat edilmiştir. Makamlarının yüksekliğine işaret olarak er-Rıza, el-Murtaza, Nurü’l-Hudâ, Murteza zü’l-Mecdeyn, et-Tahir gibi unvanlar almışlar, Peygamber sülalesine mensup kimselerin işlerine bakıp, doğum-ölümlerini, neseplerini kaydetmişlerdir.

Nakiplik, birçok İslam devletinde olduğu gibi Selçuklularda da mevcuttu. Sarayda sultanın muhafızlığını üstlenen süvarilerin komutanları, berid/ haber teşkilatının yetkilileri nakiplerdir. XII. yüzyılda, Fütüvvet teşkilâtı içinde, nakip adlı makam sahibinin özel bir yeri bulunmaktadır. Teşkilâtın en üstten alta doğru kademelenmesinde Şeyhü’şşüyûh, şeyh, halife ve ardından üç nakip gelmektedir. Nakiplerden birisi reis, diğerleri ona bağlı amirlerdir. Mutlaka bir mesleğin sahibi olan nakiplerin piri olarak Hz. Ali’nin şed kuşattığı Abdullah oğlu Câbir / Câbir-i Ensarî kabul edilmektedir.

Fütüvvet teşkilâtındaki nakiplik ile Ahilikteki nakiplik benzerlik göstermektedir. Nakibin mertebesi, hizmet şekli birbirine yakındır. Ahilikte nakip, esnaf, sanatkâr ve tüccarlar arasında şeyhin temsilcisi durumundadır. Çıraklar, usta ve şeyhler arasında kılavuzluk, aracılık bir çeşit kontrolörlük yapmaktadır. Esnaf tarafından seçilerek göreve getirilen nakipler, gerektiğinde esnafa kefil olmaktadırlar.

Fütüvvet geleneğinden kalma olan nakiplik, esnaf üzerinde daha çok dinî bir otorite durumundadır. Yedi kademede belirlenen görevleri: esnafı denetlemek, merasimlerde şeyhi temsil etmek, ustalık merasiminde dua okumak, yeni usta olacaklara peştamal kuşatmak, şeyhin istediği esnafı zaviyeye davet etmek, esnafın isteklerini şeyhe iletmek, zaviyenin hizmetlerine bakmaktır. Nakipler, Ahilik içinde dört, beş ve altıncı kademelerde yer almaktadır. Bunlardan birisi Nakibü’l-eşraf’tır. O, Peygamber sülalesine mensup kimselerin işlerine bakmak, onların âdi sanata girmelerini önlemekle yükümlüdür. Evliya Çelebi döneminde, “esnaf-ı nak̒bân-ı ehl-i hıref” olarak üç yüz kişi bulunmaktadır.

Ahilikte, nakiplik mertebesinin üstünde, sorumluluğu daha çok olan Nakibü’n-Nukaba bulunmaktadır. Nakiplerin nakibi yani Nakibü’n-Nukaba olmak için, üst düzey bir tecrübeye sahip olmak gerekmektedir. Bunun için de yedi sınıf zümreye hizmet etmiş olmak aranmaktadır. Yedi zümre şunlardır: 1. Hükümdar, melik, emirler, vezirler, kalem erbabı, 2. Ulema: Kadı, müftü, müderrisler ve vaizler, 3. Şeyhler ve fukara, 4. Yedirip içiren zengin kişiler, 5. Ağalar, zengin çiftlik ağaları, 6. Ticaret ehli, 7. Esnaf ve sanatkârlar. Bunların, ayrı ayrı gelenek, görenek ve töreleri vardı. Nakibü’nNukaba onları bilmek, durumlarına, gidişatlarına vâkıf olmak zorundaydı.

Nakibü’n-Nukaba’nın üstünde, kaimmakamı adı verilen Şeyhin vekili olan Ahi vardı. Ahi ve halifenin üstünde ise Şeyh bulunuyordu.

Nakiplik, son zamanlara doğru şeyh, nakip, duacı, çavuş gibi esnaf ileri gelenlerinin yerini hukuk ve yetki olarak kethüdaların alması ile ortadan kalkmıştır.

Caner ARABACI

KAYNAKÇA

Neşet Çağatay, Bir Türk Kurumu Olan Ahilik, Konya 1981, s. 181; Osman Nuri Ergin, Mecelle-i Umûr-ı Belediye, I, İstanbul 1995, s. 516, 538-540; Veysi Erken, Bir Sivil Örgütlenme Modeli Ahîlik, Ankara 2002, s. 69-70; Mehmet Zeki Pakalın, Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, II, İstanbul 1983, 647-648; Murat Sarıcık, Osmanlı İmparatorluğu’nda Nakîbü’l-Eşraflık Müessesesi, Ankara 2003, s. 2327, 29-31, 173; Şemseddin Sami, Kamûs-ı Türkî, İstanbul 1987, s. 1469; Gülgün Uyar, “Nakib”, DİA, XXXII, s. 321-322.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
İstanbul evden eve nakliyat izmir dijital ajans dijital pazarlama vds satın al