abd haberleri canlı haber
Tarih Ansiklopedisi

Nîmetullâhiyye nedir? Nîmetullâhiyye ne demek? Nîmetullâhiyye tarikatı nedir?

Evliya Çelebi’nin fütüvvet grupları arasında saydığı tarikattır. Şâh Nîmetullâh-ı Velî Muhammed b. Abdillâh el-Hüseynî el-Kirmânî (ö. 834 / 1431) tarafından kurulan bir tarikattır. 14 Rebîülevvel 731 (26 Aralık 1330) tarihinde Halep’te doğan Nîmetullâh-ı Velî’nin soyu İsmâil b. Câfer esSâdık’a ulaşmaktadır. Seyyid olması ve uzun süre Kirman’da kalmasından dolayı Şah Nîmetullâh-ı Kirmânî diye tanınmıştır. Türkmenler’in Müslümanlaşması ve tasavvufa yönelmesinde büyük emeği geçtiği rivayet edilir. Hakkında bir menâkıbnâme kaleme alan Sun‘ullah Nîmetullâhî bir günde yaklaşık 900 Türkmen’in ondan el aldığını söyler. Nitekim bu durum onun dizelerine, “Yüzbinlerce Türk var bende / Her nereye gitsem sultan gibi giderim” şeklinde yansımıştır.

Nîmetullâh-ı Velî 100 yılı aşan hayatının son yirmi küsur yılını geçirdiği Kirman’ın 34 km. güneydoğusundaki Mâhân’da 22 Receb 834 (5 Nisan 1431) tarihinde vefat etti. Osmanlı kaynaklarında Ni‘metullâh-ı Velî’nin Ahî Evran, Ni‘metullah Mahmud, Ni‘metullâh-ı Nahcıvânî, Emîr Sultan’ın halifelerinden Ni‘metullâh Velî gibi benzer isimler taşıyan şahsiyetler ve onların Nîmetî veya Nîmetullâhî diye anılan mensuplarıyla karıştırıldığı, bazı kütüphane kayıtlarında ona ait eserlerin Nîmetullâh-ı Nahcıvânî adına kaydedildiği görülmektedir. Kaynaklarda Ni‘metullâh-ı Velî’nin 500 eseri olduğu kaydedilmiştir.

Nîmetullâhiyye tarikatının silsilesi Abdullah b. Es‘ad el-Yâfiî vasıtasıyla Muhyiddin İbnü’lArabî’nin mânen feyiz aldığı şeyhlerden Ebû Medyen el-Mağribî’ye ulaşır. Harîrîzâde, Abdullah el-Yâfiî’ye nispet edilen Yâfiiyye tarikatının Kādiriyye, Medyeniyye, Ekberiyye, Rifâiyye ve Şâzeliyye’nin bir terkibi olduğunu söyler; ancak Yâfiiyye’nin şubesi olmasına rağmen Nîmetullâhiyye’den söz etmez. Mâsûm Ali Şah ise tarikatı Mârûf-i Kerhî’ye nispet edilen kollardan sayar.

Nîmetullâhiyye’nin, hem başlangıcında hem sonraki gelişim merhalelerinde birçok tasavvuf neşvesinin kaynaşmasından meydana gelen bir tarikat olduğu görülmektedir. Her ne kadar Nîmetullâh-ı Velî’nin ailesi ve kendisi Sünnî ise de İsmâil b. Ca‘fer es-Sâdık soyundan bir seyyid olması tarikatın kendisinden sonraki dönemlerinde Şiî fırkalar arasında kolayca benimsenmesinde önemli bir rol oynamıştır. Tarikat Ni‘metullâh-ı Velî’nin ölümünün ardından yerine geçen oğlu Şah Halîlullah-ı Kirmânî ve torunu Seyyid Nûrullah’ın faaliyetleriyle İran dışında daha çok Hint alt kıtasında yayılmıştır. Seyyid Nûrullah, Şah Nîmetullah’ın sağlığında Dekken Sultanı Ahmed Şah Behmenî’nin daveti üzerine Dekken’e giderek irşad faaliyetinde bulunmuş ve hükümdarın kızıyla evlenmişti. Babasının ölümünün ardından oğlu Şemseddin’i Mâhân Hânkahı’nda vekil bırakarak diğer iki oğlu Habîbullah ve Muhibbullah ile Dekken’e giden Şah Halîlullah burada vefat etti (860 / 1456). Nîmetullâhiyye, Hindistan’da babasının ölümünden sonra yerine geçen Muhibbullah ve oğlu Mîr Şah Kemâleddin (ö. 914 / 1508) tarafından sürdürüldü. Aile mensupları, Behmenî sarayı ile kurdukları akrabalık ilişkisi sayesinde siyasî ve manevî gücü Behmenîler’in Kutubşâhîler tarafından yıkıldığı 934 (1527) yılına kadar ellerinde tuttular. Tarikat, Kutubşâhîler döneminde İsmâilîler arasında da yayılmıştır.

Nîmetullâhiyye İran’da Şah Halîlullah’ın Hindistan’a gitmeyip Kirman’da kalan oğlu Mîr Şemseddin ve torunları tarafından yayılmıştır. Aile mensuplarının İran’da siyasî hâkimiyeti ele geçiren Safevî hânedanıyla iyi ilişkiler içerisinde olduğu ve iki aile arasında akrabalık tesis edildiği görülmektedir. Şah İsmâil’in Nîmetullâh-ı Velî’nin soyundan gelen Mîr Nizâmeddin Abdülbâkî’yi “sadr” tayin etmesi bu aileye duyulan saygının bir göstergesidir. Safevîler döneminde tamamen Şiîleşen Nîmetullâhiyye Haydarî, Safevî ve Kalenderî unsurların kaynaşma mahalli olmuştur. Vahdet-i vücûd görüşünü benimsemeleri, varlık anlayışlarını açıklarken sıkça ilm-i hurûf sembolizmine başvurmaları, halkın kendileri hakkındaki sözlerine önem vermemeleri, yerleşik olmaktan çok seyyahlığı tercih etmeleri, on iki imam ve mehdî inancı bu unsurların ortak anlayışları arasında zikredilebilir.

XV. yüzyıldan itibaren Nîmetullâhîler’in Osmanlı topraklarında da faaliyet gösterdikleri bilinmektedir. Celâlzâde Mustafa Çelebi, 949 (1542) yılında Kanûnî Sultan Süleyman’ın Budin seferinden dönüşte Edirne’de karşılanmasını anlatırken karşılamaya katılan derviş grupları arasında Nîmetullâhîler’in de bulunduğunu, Şah Nîmetullah’ın adından bahseden ilk Osmanlı müellifi Atâî ise Nîmetullâhî dervişlerinin daha çok gezginci dervişler olduklarını, Mâhân’da merkez tekkedeki şeyhlerin peygamber soyundan geldiklerini söyler. Evliya Çelebi de Nîmetullâhîler’i fütüvvet grupları arasında sayar ve Şah Nîmetullâh-ı Velî’nin tacının yeşil renkli ve on iki terkli olduğunu kaydeder. XVII. yüzyılda Osmanlı topraklarında seyahat eden Paul Ricault, Nîmetullâhîler’in bu topraklara Çelebi Sultan Mehmed zamanında (1413-1421) geldiklerini belirtir. Hammer, Osmanlı Devleti’nin kuruluş dönemlerinde Anadolu’daki derviş grupları arasında Nîmetullâhîler’i de sayar. M. Fuad Köprülü, Safevî kültürünün Anadolu’da yaygınlaşmasında Nîmetullâhî dervişlerinin büyük rolü olduğunu söyler. Bazı Nîmetullâhî motiflerin bugün Bektaşîlik içinde eridiği görülmektedir. Bektaşî gülbanklarında adları zikredilen pîrler arasında Şah Nîmetullâh-ı Velî’nin de ismi geçer.

XVIII. yüzyılın sonlarına doğru Nîmetullâhîler’ce ikinci pîr kabul edilen Ma‘sûm Ali Şah Dekkenî, Hindistan’dan İran’a gelip tarikatı İran’da ihya etmeye çalışmışsa da Şiî ulemâsının tepkisiyle karşılaşmış, kendisi ve yerine geçen Nûr Ali Şah bu süreçte öldürülmüştür. Meczûb Ali Şah tarafından sürdürülen tarikat onun ölümünden (1238 / 1823) sonra Kevseriyye, Safî Ali Şâhiyye, Şemsiyye, Gunâbâdiyye, Mûnis Ali Şâhiyye adlı kollara ayrılmıştır. Günümüzde bunlardan son iki kol İran, Amerika Birleşik Devletleri ve bazı Avrupa ülkelerinde faaliyetlerini sürdürmektedir.

Mahmut Erol KILIÇ

KAYNAKÇA

Nîmetullâh-ı Velî, Dîvân, Tahran 1328, s. 75, 579, 601; Celâlzâde Mustafa Çelebi, Tabakātü’l-memâlik ve derecâtü’l-mesâlik (yay. P. Kappert), Wiesbaden 1981, vr. 348b; Latîfî, Tezkiretü’ş-şu‘arâ ve tabsıratü’n-nuzamâ (haz. Rıdvan Canım), Ankara 2000, s. 524; Nev‘îzâde Atâullah (Atâî), Hadâiku’l-hakâik fî tekmileti’şŞekāik (yay. Abdülkadir Özcan), II, İstanbul 1989, s. 64; Evliya Çelebi, Seyahatnâme, I, 165, 217; II, 268; Harîrîzâde Kemâleddin, Tibyânu vesâili’l-hakâik fî selâsili’t-tarâik, Süleymâniye Ktp., Fâtih, nr. 430-432, III, vr. 263b-265a; Mâsûm Ali Şah, Tarâik, III, 1-60, 84; Nasrollah Pourjavady – P. L. Wilson, Kings of Love: The Poetry and History of the Nîmatullâhî Sufi Order, Tahran 1978; Mes‘ûd Hümâyûnî, Târîh-i Silsilehâ-yi Tarîkat-i Nîmetullâhiyye der Îrân, Tahran 1979; Javad Nurbakhsh, Masters of the Path: A History of the Masters of the Nimatullahi Sufi Order, New York 1980; J. Aubin, Matériaux pour la biographie de Shah Ni’metullah Wali Kirmani, Tahran-Paris 1982; Abdülhüseyin Zerrinkûb, Dünbâle-i Cüstücû der Taśavvuf-i Îrân, Tahran 1369, s. 190-222; Ahmet T. Karamustafa, “Early Sufism in Eastern Anatolia”, Classical Persian Sufism: From its Origins to Rumi (ed. L. Lewisohn), London-New York 1993, s. 175-198; Fuad Köprülü, Anadolu’da İslamiyet (haz. Mehmet Kanar), İstanbul 2002, s. 77; Mahmut Erol Kılıç, “Shâh Ni’matullah Wali in Turkish Literature and Ni’matullahiyya Order in Ottoman Sûfîsm”, Celebrating a Sufi Master: A Collection of Works on the Occasion of the 2. International Symposium on Shah Nematollah Vali, The Netherlands 2003, s. 35-52; Mustafa Âzmâyiş, Silsile-i Niîmetullâhiyye der Devrân-ı Ahîr, Tahran 2003; A. A. Godlas, “Nîmatullâhîyah”, The Oxford Encyclopedia of the Modern Islamic World (ed. J. L. Esposito), Oxford 1995, III, 252. DİA’dan özetlenerek alınmıştır (XXXIII, 133-135).

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
İstanbul evden eve nakliyat izmir dijital ajans dijital pazarlama vds satın al