abd haberleri canlı haber
Türk Tarihi

Osmanlı İmparatorluğu’nda Küçük Buzul Çağı Etkileri!

Osmanlı İmparatorluğu 13. ve 14 yüzyıllardan sonra hızla büyümeye başlamış, 15. ve 16 yüzyıllarda ise imparatorluğun sınırları 3 kıtaya yayılmış bulunmaktaydı. Kuşkusuz bu yayılmada birçok neden olmakla birlikte iyi organize olmuş askeri ve siyasi birliktelik yanında imparatorluğun doğal kaynaklar ile olan ilişkisinin de rol oynadığını söylemek mümkündür. Böylece, askeri seferler artmış imparatorluğa katılan yeni topraklar ve ganimetler ile ekonomi güçlenmiştir. Fakat kuraklıkların 1500’lerin ikinci yarısından sonra sıklaşmaya başlaması ile Anadolu’da sıklıkla ekimi yapılan kışlık buğday ve arpa bundan olumsuz etkilenmiştir. Bu kuraklıklar sonucunda sadece tahıl ürünleri değil çiftlik hayvanları da etkilenmiştir. Sonuçta iklimsel etkiler ve yaratmış olduğu şoklar sonucunda imparatorluğun tedarik sisteminin olumsuz etkilenmesinin önü açılmıştır.

Özellikle 1560’dan sonra Osmanlı İmparatorluğunu etkileyen bir dizi olay yaşanmıştır. 1591-1596 arasındaki soğuklara bağlı olarak son 600 yılın en kurak dönemi yaşanmıştır. 1621 yılına gelindiğinde İstanbul boğazının donduğu kayıt altına alınmıştır.

Bunun yanında 1650’lerden başlayıp 1700’lere kadar uzanan dönemde soğukların denk geldiği “Geç Muander Minimumu” 1620’lerden sonra görülen en kötü kışların yaşanmasının nedenlerinden biri olarak değerlendirmek mümkündür. Genel olarak 16.yy sonuna doğru daha birçok faktörle birlikte Osmanlı İmparatorluğu bu türden kayıplara çok daha duyarlı hale gelmiştir. KBÇ süreci, iklimin kestirilemeyen salınımlarından, tarımsal üretkenliğin etkilenmesiyle birlikte halkta ciddi huzursuzlukların da ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır.

Celali İsyanlarının çıkmasında doğrudan etkiye sahip savaş, Osmanlılar ile Avusturya Habsburgları arasında yapılan ve 13 yıl süren Macar savaşıdır (White, 2013). 1593’te başlayan bu savaş 1606’da ancak sona ermiştir. Macar savaşı sırasında neredeyse tüm İmparatorluğu etkileyecek olan kuraklıklar ve sert kışlar nedeniyle imparatorluk ciddi bir sorunla karşı karşıya gelmiştir. Kuşkusuz bu kuraklığın artmasında o dönemde yaşanan bir dizi volkanik etkinin payı büyüktü. Sert kışların en önemli göstergesine ise Tuna nehrinin 1595 yılında tamamen donması gösterilebilir. Soğuklukların artması savaşı çok fazla uzatmış olup sorunların da çoğalmasına neden olmuştur. Bu sorunlar ise büyüyerek isyana neden olabilecek bir ortam hazırlamıştır (White, 2013).

Celali İsyanları (1595-1610)

Celali isyanlarını birçok nedene bağlı olarak ortaya çıkan ve uzun süren isyanlara verilen isimdir. Esas olarak isyanın odak noktası iç Anadolu ve çevresidir. 1595-1610 tarihleri arasında İmparatorluk tarihindeki belki de en çok ses getiren İsyan dalgasını oluşturmuştur. İsyanın bu kadar büyümesinde ve etki sahibi olmasında kuşkusuz KBÇ’nın olumsuz etkilerinin belirgin bir şekilde rol oynadığını söylemek yanlış olmayacaktır (White, 2013).

KBÇ’nın etkileri 1590’lardan sonra doruk noktasına ulaşmıştır. 1595’den sonra ise soğuklar kısmen etkisini yitirmeye başlasa bile bir önceki dönem kuraklıklarının sonuçları hala sürmekteydi. Özellikle volkanik aktivite nedeniyle KBÇ’nın etkileri devam etmekteydi. Celali İsyanları süresince özellikle 1595’ler den sonra sert ve yağışlı kışlar meydana gelmiştir. Tuna nehri birkaç kez donmuştur. Buzların eridiği ve yağışların arttığı dönemlerde ise nehirlerde taşmıştır. Yine 1597’den 1602’ye kadar kuraklıklar artmış olup kış mevsimi çok sert geçmiştir. Bunun sonucunda büyük kıtlıklar meydana gelmiştir. Soğuklar ve kuraklıklar imparatorluğun hemen hemen tüm bölgelerinde kendini hissettirmiştir. Celali isyanları sonucunda

Anadolu’da büyük bir göç dalgası başlamıştır. Bu göç harekeleri sırasında yine olmusuz hava koşullarına bağlı olarak bir çok insan ölmüştür.

Barbaros Gönençgil ve Güneyi Vural

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
İstanbul evden eve nakliyat izmir dijital ajans dijital pazarlama vds satın al