abd haberleri canlı haber
Kavramsal Tarih

Rihle nedir? İbn Battuta’nın eseri nedir? İbn Battuta seyahatnamesi nedir?

Anadolu’daki Ahilerle ilgili önemli bilgiler veren Ortaçağın en büyük Müslüman seyyahı İbn Battuta’nın (Muhammed b. Abdillâh el-Levâtî etTancî, ö. 770 / 1368-69) seyahat notlarını ihtiva eden bir eserdir. Tam adı Tuhfetü’n-nüzzâr fî garâibi’l-emsâr ve acâibi’l-esfâr olan bu eser literatürde Rihletü İbn Battûta adıyla bilinir.

İbn Battûta’nın kısa aralıklarla yirmi sekiz küsur yıl süren gezilerini kâtip İbn Cüzey el-Kelbî’ye ham metin olarak aktarması ve onun da bazan ihtisar edip bazan küçük ilâvelerde bulunmasıyla meydana gelmiştir. Eserin mukaddimesi İbn Cüzey el-Kelbî tarafından yazılmıştır. Kitabın sonunda verilen iki ayrı tarihten. İbn Battûta’nın hâtıralarını yazıya geçirişinin 3 Zilhicce 756’da (9 Aralık 1355) son bulduğu ve İbn Cüzeyy’in de metin üzerindeki çalışmalarını 757 yılının Safer ayında (Şubat 1356) tamamladığı anlaşılmaktadır.

Arapça olarak kaleme alınan eserde muhtelif konuların yanı sıra Anadolu’nun o günkü siyasî durumu, ticarî kapasitesi ve Ahîlik müessesesi hakkında geniş bilgi verilmiştir. Eser Anadolu coğrafyasında Ahiliğin yükselişi hakkında birinci el kaynak durumundadır. Nitekim eserde ticaret kültürüyle ilgili olarak ahî birliklerine temas edilmiş, bunların Kırım’dan Konya’ya, Alanya’dan Sivas’a uzanan siyasî ve ticarî etkinliğine dair ayrıntılı bilgiler verilmiştir. Ona göre Ahilik Mısır’daki fütüvvet sistemine benzemektedir. Bu düzenin bir benzeri de İsfahan’da mevcuttur. Ahî kelimesinin Arapça “ah”tan geldiğini ve “ahî” tarzında okunması gerektiğini savunanlar İbn Battûta’yı şahit göstermişlerse de eserde buna dair hiçbir işaret yoktur. İbn Battûta, söz konusu kelimeyi Arapça “ahî”ye anlam bakımından değil şekil açısından benzeterek izaha çalışmıştır.

Cevdet, er-Rihle’nin Ahîlik’le ilgili kısmına Zeyl alâ fasli’l-ahiyyeti’l-fityâni’t-Türkiyye fî Kitâbi’r-Rihle li’bn Battûta adıyla Arapça bir zeyil hazırlamış, Ahilik müessesesini Araplar’daki fityân ile karşılaştırmış, tarihî gelişimini, eğitim ve merasimlerini, askerî, tasavvufî yönlerini ve çeşitli sanayi kollarındaki hizmetlerini belge ve rakamlarla açıklamıştır (İstanbul 1351/1932).

Avrupa hariç neredeyse eski dünyanın tamamını gezen İbn Battûta’nın dönemi, dolaştığı ülkelerin çoğunda Türkler’in ve Moğollar’ın hâkim olması sebebiyle bir Türk-Moğol asrı sayılabilir. Dünyanın yedi büyük hükümdarı arasında ilk sıraya koyduğu Ebû İnan el-Merînî hariç diğerleri Türk veya Moğol asıllıdır; dolayısıyla verdiği bilgiler bu milletlerin tarihi açısından çok önemlidir.

Sosyal hayat, âdetler, inançlar ve töreler hakkında çok zengin malzeme ihtiva eden er-Rihle antropoloji açısından da değerli bir kaynaktır.

Çünkü eserde yemek tariflerinden bayram ve matem giysilerine, siyasetten tasavvufa kadar o dönemin insanıyla ilgili her konuda bilgi bulunmaktadır. Müellif İbn Battûta sosyal statüyle ilgili sembollere de temas etmiştir. Onu en çok şaşırtan hususlardan biri de Türk kadınlarının statüsüdür. Anadolu’da kadınlar tıpkı bir akıncı gibi at koşturmakta, pazar ticaretinde ön sıraları tutmaktadır.

İbn Battûta zaman zaman seyahat rehberi türü kitaplardan faydalandığını bizzat söylemiş, bu arada ve İbn Cübeyr’den alıntı yaptığını belirtmiştir. Birtakım olayların tasvirindeki abartısı, bazı şehirleri anlatırken pek çok seyyahın temas ettiği hususlara yer vermemesi vb. durumlar, İbn Battûta şarihleri ve mütercimlerinin çoğu tarafından tabii karşılanmış, hatta son araştırmalarda İbn Battûta’nın başka seyyahlara göre daha gerçekçi olduğu ve sağlam bir hafızaya sahip bulunduğu vurgulanmıştır.

er-Rihle üzerine yapılan ilk çalışma Muhammed b. Fethullah el-Beylûnî’nin hazırladığı muhtasardır. Zebîdî’nin de temas ettiği bu özetin Brockelmann tarafından bildirilen nüshaları dışında bir nüsha İzmir Millî Kütüphanesi’nde (nr. 1753) bir nüsha da Medine’de Arif Hikmet Kütüphanesi’nde (Tarih, nr. 231) bulunmaktadır. Ancak bu eser Avrupa’da tanınıp er-Rihle’nin müjdecisi olarak telakki edildikten sonra İslâm dünyasında basılmıştır; İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’nde de (nr. 508) meçhul bir müellif tarafından yapılmış bir Türkçe çevirisi mevcuttur.

er-Rihle’yi etraflı şekilde ele alan ilk şarkiyatçılar Alman asıllı M. Kosegarten ile öğrencisi H. Apetz’dir. Samuel Lee, Beylûnî’nin ihtisar ettiği metni İngilizce’ye çevirmiş, daha sonra Fas’ta 1797’de bulunan bir el yazmasına dayanan J. de Santo Antonio Moura da eseri bu eksik nüshadan Portekizce’ye tercüme etmiştir.

Defremery ile B. R. Sanguinetti, uzun süren bir çalışma yürüterek eserin Arapça tam metnini Voyages d’îbn Batoutah adıyla Fransızca’ya çevirip dipnotlarla zenginleştirerek dört cilt halinde yayımladılar (Voyages d’Ibn Batoutah, Paris 1853-1858; Frankfurt 1994). Girişte Ernest Renan’ın İbn Battûta ve üslûbuna dair övgü dolu bir yazısının da yer aldığı bu tercüme o tarihten bugüne kadar İbn Battûta üzerine yapılan inceleme, karşılaştırma ve tenkitlerde daima esas alınmıştır.

A. R. Gibb eserden yaptığı seçmeleri zengin notlarla birlikte Selections from Ibn Battuta başlıklı kitap olarak yayımlamıştır (London 1929). XX. yüzyılın ikinci yarısında er-Rihle üzerine yapılan en zengin şerh-çeviri Gibb’e aittir (London 1994). Kitap F. Gabrielli tarafından Viaggiotori Arabi Viaggi ibn Battuta adıyla İtalyanca’ya (Cagliari 1961), Serafin Fanjul ve Federico Arbös tarafından da A traves del islam adıyla İspanyolca’ya (Madrid 1987) çevrilmiştir.

Arap dünyasında en son gerçekleştirilen Abdülhâdî et-Tâzî neşri (I-V, Rabat 1417 / 1997) ve birkaç ciddi araştırma hariç tutulursa er-Rihle konusunda ayrıntılı bilgi ve mukayeseye dayalı orijinal çalışma yok gibidir.

Türkiye’de 1860’lı yıllarda bu esere karşı bir ilgi uyanmış, kötü ve eksik bir nüshadan da olsa yapılan ilk çeviriler Takvîm-i Vekayi‘ gazetesinde neşredilmiştir (Mayıs 1862). Meçhul bir mütercimin yaptığı Terceme-i Seyahatnâme-i İbn Battûta 1290’da Süleyman Efendi Matbaası’nda ilk çeviri kitap olarak basılmıştır.

Mehmed Şerif Paşa, er-Rihle’nin Defremery-Sanguinetti nüshasını Seyahatnâme-i İbn Battûta adıyla üç cilt olarak Türkçe’ye çevirmiştir (İstanbul 1315-1319). Eser ayrıca 1917 yılında Maarif Vekâleti tarafından görevlendirilen bir heyete Defremery-Sanguinetti neşrinden tercüme ettirilmiştir. Bu çalışma, yirmi altı sayfalık bir mukaddime ve ayrıntılı bir fihristle birlikte beş cilttir. El yazması İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’nde bulunan (nr. 4904) bu çevirinin zayıf tarafı fihrist kısmındaki bazı isimlerin yanlış imlâ ile verilmiş olmasıdır. er-Rihle M. Hüseyin tarafından Urduca’ya (Lahor 1898), Muhammed Ali Muvahhid tarafından Farsça’ya (Tahran 1337 h§./1958, 1348hş./1969, 1370 hş./1991) çevrilmiştir. En son eserin Türkçe tercümesi inceleme ve notlarla Sait Aykut tarafından İbn Battûta Seyahatnâmesi adıyla yayımlamıştır (İstanbul 2004).

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
İstanbul evden eve nakliyat izmir dijital ajans dijital pazarlama vds satın al