abd haberleri canlı haber
Tarih Ansiklopedisi

Saraçhane tarihi nedir? Saraçhane nerede? Saraçhane ne demek?

Arapça’da “serrâc” şeklinde yazılan saraç, “eyer ve diğer at takımı yapıp satan, meşin ve sahtiyan üzerine sırma ve ipekle işleyerek çeşitli eşyalar imal eden” anlamına gelmektedir. Saraçhane, bu işle meşgul olan saraç esnafının topluca bulunduğu iş yeridir. Osmanlı döneminde birçok kentte debbağhane gibi bir de saraçhane bulunuyordu. Bu durum Türk çarşılarının temel yapılarından biriydi. Bunun için yeni ele geçirilen şehirlerde kısa süre içinde saraçhaneler inşa ediliyordu. Nitekim İstanbul fethedilince saraç esnafı hemen Bezzâzistan civarında yerleştirildi. Fatih Camii’nin inşasından kısa süre sonra bu külliyenin çevresinde şimdiki Saraçhane denen mevkide bir saraçhane yaptırılmış; saraç esnafı buraya topluca yerleştirilmiştir.

Saraçhaneler, Osmanlı şehirlerinin en büyük zanaat kuruluşu durumundaydı. Özellikle Osmanlı ülkesinin en büyük saraçhanesi İstanbul’da idi. Bu konuyu “Esnâf-ı Muazzez-i Sarrâcân-ı Makbûlân” başlığı altında zikreden Evliya Çelebi, İstanbul Saraçhanesi’nde 1084 dükkânın bulunduğunu yazmaktadır.

Saraçhaneler, genellikle daha çok şehir surlarının dışında, debbağhanelerin bitişiğinde, akarsu yakınında bulunuyordu. Mesela Edirne Saraçhanesi, Tunca nehri sahilinde idi. Bazı şehirlerde sur dahilindeki çarşıda idi. Nitekim Konya saraçhanesi, ikinci surun içinde, Kalecik mahallesi civarında yer alıyordu.

Saraçlar, Osmanlı şehirlerinde aslında saraçhanedeki dükkânlarda toplu olarak oturmak zorundaydı. Buna riayet etmeyenlere yaptırımlar uygulanırdı. İstanbul’da daha çok Sipahi Çarşısı, Bitpazarı, Tavukpazarı, Divanyolu ve Ayasofya-i Kebîr civarındaki oda ve dükkânlarda nizama aykırı olarak üretim ve alım satım yapan saraçlar, 1167 (1754) ve 1173 (1759) tarihinde saraçhane içinde dükkân kiralayıp imalat ve alım satım yapmaya devlet tarafından zorlanmışlardır.

Saraçhanede az da olsa deri işleriyle uğraşan ancak saraç olmayan zanaat erbabının dükkânı da vardı. Nitekim İstanbul’da debbağ esnafının saraçhane içerisinde cami altında dükkânları bulunuyordu. Bunlar, iş yerlerine saraç esnafının ihtiyacı olan meşin, kösele, gön ve sahtiyan gibi malzemeleri koyar; saraçhanede bulunan saraç, kırbacı ve sandıkçı esnafına satarlardı. Bu durumun saraçlarca hoş karşılanmadığı, debbağları oturdukları dükkânlardan çıkarttıkları görülmektedir. Rebiülâhir 1179 (Eylül-Ekim 1765) tarihinde saraçlar kethüdası ile esnafının müdahalesi sonucu debbağlar saraçhaneden çıkarılmış; yerlerine saraçlar oturtulmuştur. Aynı şekilde 2 Rebiülâhir 1177’te (10 Ekim 1763) saraçlar kethüdası saraçhane içinde dört beş adet dükkân kurarak debbağlardan aldığı sahtiyan, meşin ve köseleleri bu dükkânlarda satmaya başlamış; bu durum nizama aykırı olduğu için esnaf tarafından dava edilmiştir. Bir ara sayıları on bire çıkan dükkânlar kanunsuz olarak açıldığı için kaldırılmıştır.

Saraçhanelerde bazı zanaatlar saraç esnafına bağlı olarak icra edilebilirdi. Nitekim İstanbul Saraçhanesi’nde sepetçi esnafı da saraç esnafı içinde faaliyet gösteriyordu. Çünkü bunlar eskiden beri saraç esnafına tâbi idiler. Bunun için sepetçilerin kethüda ve yiğitbaşı tayinleri saraçhane ustaları nezaretinde gerçekleştiriliyordu. Sepetçi esnafı diğer işlerini de saraçhane ustalarının denetiminde yapıyordu. Bunlar saraçlarla o kadar iç içe idi ki, Şevval 1192’de (Kasım 1778) sepetçi esnafı saraçlardan ayrılmak istemiş; ancak mahkeme tarafından bu talep reddedilmiştir.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
İstanbul evden eve nakliyat izmir dijital ajans dijital pazarlama vds satın al